Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Köşe Yazıları
YEMLİHA ÇETİN
YEMLİHA ÇETİN

Karayolları meselesine şehrin refleksi ve siyasetin gamsızlığı…

Karayolları meselesine şehrin refleksi ve siyasetin gamsızlığı…

Son günlerde Kahramanmaraş kamuoyunun sıcak meselesi yeni kurulması planlanan karayolları bölge müdürlüğünün komşumuz Antep’e mi kaptırılacağı yoksa şehrimize mi kazandırılacağı olmuştur.

Bilindiği üzere bugüne kadar Mersin merkezli Karayolları 5.bölge Müdürlüğü koordinesinde; Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illerinin tamamının yanı sıra Malatya, Kayseri ve Adıyaman’ın bir kısmı bu hizmeti almaktaydı.

Ancak bir tarafta Akdeniz, diğer yandan Güneydoğu ve İç Anadolu’ya kadar uzanan hizmet alanında koordinasyon sıkıntısı görülmüş ki Ulaştırma Bakanlığı’nın takdiriyle bu bölgede yeni bir yapılanmaya gidilmek istenmiş…

İlgili şehirlerin dağılımına bakıldığında şehir milliyetçiliği veya lobi faliyetine ihtiyaç kalmadan objektif kriterlere göre düşünülen bölge müdürlüğünün şehrimize gelmesi gerekirken, şehirde hep bir umutsuzluk, bıkkınlık, küskünlük ve hazin sonucu kabulleniş hâkim olmuş.
Haksız mıyız?

Maalesef geçmişle kıyaslandığında çok ta haksız değiliz. Çünkü buraya bir günde gelmedik ve bu kabulleniş bizi cam tavan sendromuna soktu.
Bundan dolayı da bir türlü kabımızdan çıkamıyoruz.

Şehirde kurulan her cümle, siyasi lobi faaliyetlerimizin zayıflığından, şehirdeki sermaye ile siyasetin birbirinden kopuşundan, kendi potansiyelimizi kendi elimizle bitirdiğimizden başlayıp, arkasına da bak Antep’e diye bitiyor.
Yani sahaya çıkmadan mağlubiyeti kabul ettiğimiz gibi hükmen yenilsekte yorulmasak havasındayız.
Yanlış mıyız?

Şehrin hafızanı geriye sararsak, havaalanı konusunda bugüne kadar alınmış etkili bir çözümün olmayışı, PTT bölge müdürlüğü meselesinde iki kelime yetkili bir ağızdan söz söylenmeyişi, kaynak suyu kıvamındaki helete suyunun komşuya hediyesi, şehrin marka ürünlerinin coğrafi tescilinin bile birer ikişer komşuya gidişi ve daha sıralanabilecek birçok acı tecrübe sokağı teyit ediyor adeta…
Yani;

Maraşlı garip olduğunu kabullenirken kamuoyu oluşturmak sadece yürekli birkaç gazetecinin veya şehrine sevdalı az sayıda hemşehrimizin olmamalıdır.
Ya kimin olmalı?

İlk önce mecliste sesimiz olmasını beklediğimiz ve en çok siteme uğrayan milletvekillerimizin, siyasi tarafı olmadan bütün yerel yönetimlerin, şehirden yükselip dünyaya açılan iş adamlarımızın, lobi gücü olan hemşehri dernekleri, odalar, sendikalar, vakıflar , kooperatifler gibi sivil toplum kuruluşlarının velhasıl yüreği Maraş için atan tüm yurttaşlarımızın olmalıdır.
Yeter mi?

Yetmez elbette, diğer taraftan şehre katma değer sağlayacak yatırımların, sempozyum, açık oturum, panel, çalıştay gibi bilimsel faaliyetlerle desteklenmesi, akademik çalışmalara konu edilmesi, elde edilecek sağlam hipotezlerle, informal yapılanmanın sağlanıp uygun zeminin oluşturulması gerekir.
Son söz;

Her dert edinmesi gerekenin kendine pay çıkardığı, günü yaşamanın keyfini değil geleceği kurtarmanın kaygısını yaşadığımız, daha yaşanabilir bir şehir kurmamız ve yarınlara bıraktığımız bu şehirde güzelliklerle anılmamız dileğiyle…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER