Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Köşe Yazıları
YEMLİHA ÇETİN
YEMLİHA ÇETİN

Bir şehrin medeniyet yolculuğu…

Bir şehrin medeniyet yolculuğu…

Şehir; sosyolojik olarak Medine kelimesine dayandırılır ki, bir arada yaşama, dayanışma kültürü gibi erdemlerin bir araya gelmesi de, şehirleşme süreci ile yani medeniyet ile ifade edilir.

Tarih boyunca şehirler bazı nitelikleriyle öne çıkmış, bazıları da bu vasıflarını günümüze kadar taşımıştır.

Medeniyetin nesilden nesile aktarılma yolculuğu şüphesiz tarihi, kültürel mirasın korunması ve sonraki nesillere aktarılması yoluyla olacaktır. Bu aktarım sadece tarihi yapıların korunmasından daha fazlasını barındırır ki bu bir tarihi belge, resim ya da akla gelebilecek herhangi bir nesne olabilecektir.

Kahramanmaraş için son dönemde bu mirası sürdürmeye yönelik tanıtımlar görmeye başladık ki, bunun şehrin vizyonu açısından son derece heyecan verici olduğu söylenebilecektir.
Öyle ki:

Şehrimizin edebiyat şehri unvanı ile uluslararası katılımın olduğu ve Unesco tarafından tescillendiği bir programı, birkaç gün önce bütün ulusal yayın organlarından gururla izledik.

Ee ne yani bunun bize ne faydası var sitemlerinin kulağımı çınlattığını hissediyorum ancak şunu belirtmek gerekir ki medeniyet tam da bu şekilde inşa edilir.

O yüzden yapılan bu kültürel etkinlikler son derece gurur verici olsa da yetmez sitemini hep birlikte etmeliyiz. Evet şehrimizi dünyaya tanıtmak ufku görmeyi ve vizyona sahip olmayı gerektirir ancak yetmez.
Ya ne yapmalı?

Tarihi, kültürel mirasımızı ön plana çıkarmalı, turizmi özendiecek, dünyayı şehre çekecek çalışmalar ile her köşesinden tarih fışkıran bu şehri cazibe merkezi hâline getirmeliyiz.
Uzağa gitmeye gerek yok, Namık Kemal mahallemizin altındaki mozaikleri gün yüzüne çıkarsak yedi ceddimize yetecek, dünyayı buraya akın ettirecek eser çıkar ortaya…

Hiç birşey bilmiyorsak bir çingene kızı mozaiği ile literatüre giren Antep’in ne yaptığına bakmalı, onlardan biraz ilham almalıyız.

Yani bizim Maraş’ın deyimiyle “takır takır gadanı alım, kütür kütür yoluna ölüm” hesabı kuru boş bütün muhtarları, gazetecileri, eski yeni siyasetçileri İstanbul’a yığmakla bitmiyor bu iş…
Ya neyle bitiyor?

Turisti getirdin hangi caddede gezdireceksin, nerede yemek yedirip, hangi otelde yatıracaksın?
Hangi müzeyi, hangi tarihi eseri gösterip, hangi kültürel yolculuğu yaptıracaksın?

Bütün bunların cevabını hazırladığımızda ilk aşamasını gururla tanıttığımız medeniyet şehrimiz anlam kazanacak ve bizden sonraki nesillerce bu şekilde anılacaktır. Aksi halde boşa harcanmış şehrin kaynakları ve zamanı olarak kalacaktır.

Bu arada ” her rengi boyadık fıstığıyeşil mi kaldı” diyenlerin feryadını duyar gibiyim.
Yani deprem felaketiyle yerle bir olmuş bir şehrin kaynaklarının kullanımı, şehre doğrudan bir katkısı olmayan bu tanıtıma neden harcandı eleştirisi de son derece anlaşılabilir bir sitem…

Ancak bunun hesabını siyaseten verecek olan Fırat başkan ve ekibi iken, hesap sahibi de Kahramanmaraş seçmeni olacaktır.
Bilinir ki:

Tarih hep risk alarak büyük işler başaranları yazar. Su, kanalizayon, yol, park belediyenin asli unsurlarıdır ve bunlar maharet değildir.
Asıl marifet şehre dünyanın ilgisini ve parasını çekmektir.
Yani:

“Kuyunun dibindeki kurbağa dünyayı kuyunun kapağı kadar sanarmış” hesabı kuyudan çıkıp etrafı görme, ufkumuzu genişletme, bu şehri müreffeh medeniyet ülküsüne kavuşma zamanı şimdi…
Son söz:

Atadan miras, geleceğe emanet bu yurdun ve şehrin her ferdinin bu bilinçle yaşaması ve ardımızdan gelen neslin bizleri gururla ve hayırla anması umuduyla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER