Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Köşe Yazıları
YEMLİHA ÇETİN
YEMLİHA ÇETİN

Türk siyasetinde ideolojik dönüşüm nereye gidiyor?

Çağdaş sistemlerde belli periyotlarla yapılan seçimlerle bir ülkede yaşayan ve seçme yetisine sahip yurttaşın tercihleriyle temsilciler belirlenir ve meclise, senatoya gönderilen bu temsilciler seçim yöresini vekaleten temsil eder.

Bu temsil sırasında mensubu olduğu siyasi partinin temel politik duruşuna özenle bağlı kalırken diğer taraftan sorumluluk bölgesindeki yurttaşa karşı taraf gözetmeden objektif bir yaklaşımla halkının meclisteki temsilcisi, sesi olmaya gayret gösterir.

Bu süreç demokratik sistemler dediğimiz, parlamenter sistem, başkanlık ve yarı başkanlık sistemleri için de böyledir ve bu temsiliyetin usulü demokrasi kelimesiyle açıklanır.

Türkiye açısından demokratik sistemlere geçişin miladı olarak görülen 1876 Kanun-i Esasi’den bu yana, bu üç sistemde de dikkate değer şekilde toplumun etnik, ideolojik yapılarına göre fikir akımları ve bu akımlar doğrultusunda da siyasi partilerin şekillendiği görülmektedir.
Yani:

Ülkemiz açısından siyaset, fikirler ve ideolojiler üzerinden şekillenirken, bunlara karşı orta yolun temsili de güçlü bir seçenek olagelmiştir.
Bunun sonucunda da çok fazla siyasi fikir, parti oluşmuş, bu fikirlerin tercihleri de mecliste küçük oy oranlarıyla temsiliyet kazanan partileri getirmiş, bu da bir araya gelmesi zor, parçalı, dağınık bir yapı oluşturmuş, hükümet kurmanın zor olduğu bu sistem istikrarsız ve kısa ömürlü hükümetleri doğurmuştur.

Parlamenter sistemin görüldüğü uzun yıllar, bu siyasi parçalanmışlık boyunca kurulan hükümetlerin ortalama ömrünün bir buçuk yıl olduğu görülmüştür. Türkiye’de seçim süresinin 4-5 yıl olduğu kabulünden bakıldığında ise bu kadar kısa ömürlü hükümetlerin olduğu ülkede siyasi istikrardan bahsetmek zor olacaktır.

Diğer taraftan güçlü yasama ve yürütme kurumları, bir diğer ifadeyle güçlü hükümet ve güçlü parlamento gerektiren başkanlık sisteminde işleyiş biraz daha farklı olmakta, her ne kadar taban tabana zıt siyasi ideolojiye sahip olsalar da sistem partilerinin birbirleriyle ittifaka muhtaç olduğu bir işleyiş söz konusu olmaktaydı.

Bizim ülkemiz açısından da başkanlık sistemine hazırlık böyle başlamış, yıllarca iktidar partisinin girişimlerine rağmen ideolojik saiklerle başarılı olunamamış ancak 15 Temmuz 2016 tarihli hain darbe girişimi başkanlık sistemi açısından milat olmuştur.

Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organlarının işleyişi açısından birçok yenilik getirmiş, kurumlar yeniden şekillenmiş, bununla birlikte siyasi ideolojiler önemini bu süreçte yitirmeye başlamıştır.

Başkanlık sistemine geçiş sürecinde 2019 yılında yaptığım bir çalışmada, başkanlık sisteminin handikaplarından birinin de ülkemizde çok sayıda ideolojik yapıda siyasi partinin bulunmasına, bunların bir araya gelmesinin zorluğuna değinmiştim.

Gelinen süreçte bu çözülme bariz şekilde izlenebilmektedir.
Öyle ki:

Kendini Kürt yurttaşların temsilcisi olarak lanse eden ancak meclis kürsüsünden ermeni, terör propagandası yapmaktan imtina etmeyen, gerçekte ise eli kanlı marjinal bir terör örgütünün sesi olmaktan öteye gitmeyen bir parti ile Türk milliyetçilerinin temsilcisi bir parti birlikte hareket edebilirken, cumhuriyet değerlerini savunan bir diğeri ile sağ muhafazakâr yurttaşın teveccühünü almış başka bir siyasi parti ortak müşterekte buluşabiliyor.

Bu çözülme bizi başkanlık sistemine geçiş sürecinde yaşanan sancıların aşılması ve sistemin etkinliğinin artırılması yanında, toplum içindeki ideolojik ayrışmanın siyasi zeminde çözülmesine de götürmektedir.

Siyasi olarak kullanılan bu tasarrufun toplum açısından karşılık bulup bulmayacağını sürecin doğru yönetimi, seçim sürecinde oy kullanma eğilimine yansımasının nasıl olacağını ise zaman gösterecektir.

Son söz:

Siyasi olarak atılan her adımın, alınan her refleksin müreffeh Türkiye uğrunda bir damla olması, milletimize ve devletimize hayırlar getirmesi, yaşadığımız yurdun da mutlu, umutlu insanların diyarı namıyla anılması dileğiyle…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER