GÖRÜNMEYEN KOPUKLUK, YOK SAYILAN EMEK VE İSTİKLAL’İN GERÇEK POTANSİYELİ
Sezon başında büyük umutlarla, güçlü bir kadro yapılandırmasıyla ve şampiyonluk parolasıyla yola çıktı Kahramanmaraş İstiklalspor. Kağıt üzerinde ligin en iddialı, kadro derinliği ve kalitesiyle parmak ısırtan ekiplerinden biri konumundayız. Yönetiminden teknik heyetine, futbolcusundan taraftarına kadar bu şehrin ortak hayali profesyonel liglerde bayrağımızı en tepede dalgalandırmak. Ancak futbol sadece kağıt üzerindeki isimlerden ibaret değil; sahadaki skoru belirleyen detaylar olduğu gibi, kulübün etrafındaki kenetlenmeyi veya kopuklukları belirleyen görünmez duvarlar var.
Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda ise vicdanları yaralayan, “Bu kadarı da olmaz” dedirten manzaralarla karşılaşıyorum. Bu takımın iç sahada, dış sahada, deplasman demeden arkasından koşan, her maçta o cefayı çeken bu şehrin Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) İl Temsilcisi olarak ben, düzenlenen kritik bir toplantının adeta dışında bırakılıyorum, pas geçiliyorum.
Toplantı çağrısının WhatsApp grupları üzerinden bir medya şirketi aracılığıyla yapıldığını, fakat bu şehrin futbolunu cansiperane kaleme alan bendenizin o grupta dahi yer almadığını görüyorum. Deplasman yollarını aşındıran, bu şehrin sesini ulusala ve yerele taşıyan bir ismi yok saymak neyin nesidir? Bu bir ihmal mi, yoksa bilinçli bir dışlama, başka bir amacın dışa vurumu mu? Kahramanmaraş spor basınının temsilcisini bu şekilde kenara itmek, bu şehre ve İstiklalspor’un armasına yapılacak en büyük haksızlıktır. Kulübün etrafında örülmeye çalışılan bu suni duvarların kimseye faydası yok; aksine camia içindeki huzuru zedeliyor.
Toplantıların ve masa başı hesapların özüne dönecek olursak; sahada aslına bakarsanız gayet potansiyelli bir takımımız var. Transferler tıkır tıkır yapılmış, futbolcular arasındaki arkadaşlık ve takımdaşlık ortamı yerinde. Kısacası malzeme kaliteli. Fakat takımın genelinde kronikleşmeye yüz tutmuş bir yerlerde bir kopukluk göze çarpıyor.
Bunun en net örneklerini son haftalarda acı bir şekilde tecrübe ettik. Erzincan deplasmanında galibiyeti elinde tutarken skoru koruyamayarak beraberliğe razı olduk. Ardından kendi sahasımızda oynadığımız Sakaryaspor karşılaşmasında öne geçtiğimiz maçı 3-1’lik mağlubiyetle kapatmak hepimizin içini yaktı. Tabii ki bu tablonun tek sorumlusu saha içindeki oyuncular veya teknik ekip değil; skora doğrudan etki eden hakem hataları da bu yol kazalarında tuzu biberi oldu. Önde olduğun maçı kaybetmek, Erzincan’da galibiyeti kaçırmak bu ligin favorisi olan bir ekibe yakışmıyor.
Ligin favori isimlerinden biri olarak gösterilen Kahramanmaraş İstiklalspor’un hedefi şampiyonluktan başka bir şey olamaz. Ancak bu hedef sadece iyi futbolculara para ödemekle veya masada “ben yaptım oldu” mantığıyla gerçekleşmez. Takımı canı gönülden sahiplenenleri, bu şehrin basın emekçilerini, TSYD temsilcisini dışlayarak, yok sayarak bir yere varılabileceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Yönetimiyle, teknik heyetiyle, futbolcusuyla, basınıyla ve taraftarıyla tek yürek olma zamanı. Şehirdeki bu yapay kopuklukları derhal ortadan kaldırmalı, hakem oyunlarına ve dış etkenlere karşı omuz omuza durmalıyız. Kahramanmaraş İstiklalspor bu ligin en büyük favorisidir; yeter ki kendi içimizdeki kumdan kaleleri yıkıp gerçek bir kenetlenme sağlayabilelim.
Unutmayın; bu gemi su alırsa hep beraber batarız, ama yürürse o şampiyonluk kupası bu şehre ancak hep birlikte inanarak gelir!

YORUMLAR