Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Köşe Yazıları
YEMLİHA ÇETİN
YEMLİHA ÇETİN

Yatırım fonu vurgunu ve sönen ocakların faturası…

Yatırım fonu vurgunu ve sönen ocakların faturası…

Yatırım fonu temelde; hisselerinin bir kısmını halka arz yöntemiyle yatırım yapılabilir hale getirip satışa sunmuş şirketlerin, borsada işlem gören kısmının, spk dan onay almış yatırım fonları tarafından satın alınması ve borsada yatırım yapmak isteyen ancak bu konuda bilgi sahibi olmayan bireysel yatırımcıya küçük bir komisyon karşılığında bir hisse sepeti oluşturulmasına dayanan yöntemdir.

Bireysel yatırımcı isterse halka açık olan firmaların hisse senetlerini doğrudan bankalar üzerinden alıp bekleyerek, şirket faaliyetlerindeki kârlılık ve temettü ödemeleri şeklinde yarar sağlayabileceği gibi aracılık hizmeti sunan yatırım firmaları ve bunların oluşturduğu fonlar aracılığıyla da yatırım tercihinde bulunabilir.

Buradan bakılınca masum görünen ve yatırımcı için cazip gelen bu yöntem çağdaş ekonomilerde işlevselliğini korumakta ve tüm dünyada yaygın hâle gelmektedir.

Öyle ki yaklaşık 700 firmanın işlem gördüğü ve kısaca BİST şeklinde kodlanan ülkemiz borsasında işler hiç te kitapta yazdığı gibi gitmemekte, tüm dünyaya üretim ve ihracat yapan koca koca firmalar rağbet görmemekte, onun karşısında iki sandalye bir masadan ibaret çöp denebilecek içi boş tabela firmaları manipülasyonlarla inanılmaz noktalara gelmektedirler.

Bunun sonucunda da gün geçmiyor ki harlı bir volkan gibi kaynayan bu coğrafyanın kalbinde bulunan ülkemizde sıcak bir gündem, orijinal bir ponzi sistemi, yeni bir hırsızlık metodu çıkmasın ve bu sistemin doğurduğu yeni zenginler, sönen ocaklar ve yeni mağdurlar olmasın.
Öyle ki:

Ekonomilerin temel bareminin üretim olmaktan çıkıp onun yerine faiz ve emeksiz kolay kazanca evrildiği günümüzde bir de fon adı altında soygun sistemi türedi ki, telafisi belki de yıllar alacak, onun ötesinde sönen ocakların ve çökmenin eşiğine gelen ülke ekonomisini kurtarmanın faturası yine bu ülkenin namuslu yurttaşına çıkacaktır.

Son günlerde yaşananlara kahrolmamak elde değil ama ah işte demekten başka da elden birşey gelmiyor.
Nasıl yani?

Şunu kabullenmek gerekir ki dünya ekonomileri açık olmak durumunda ve bir ülkede yaşanan kriz çok çabuk her yeri etkileyebilmektedir.
Yani daha açık ifade ile Türk borsasına yatırım yapacak olan sadece bu ülkede yaşayanlar değil aynı zamanda yabancı para sahipleri olduğunda firmalar ekonomik olarak güçlenecek, ülkeye döviz girecek, giren bu para ile şirketler yatırım yapacak, üretecek, ürettiğini ihraç edecek ve elde edilen girdi ile vergi ödeyecek, onun sonucunda ise devletimiz sağlık, güvenlik, bayındırlık hizmetlerini sunacak…
Peki ne oldu?

Paranın dini imanı olmaz kafasındaki yamyamlar fonlar kurdu ve buna düzenleyici ve denetleyici kurum olan SPK bol keseden onay verdi.
Bir taraftan iflastaki şirketleri borsaya sokarak üreten firmaların cazibesi düşürülürken diğer taraftan fon vurguncularının ekmeğine yağ sürüldü.
Öyle ki yüz yıllık Koç, Sabancı gibi holdinglerin birkaç katı değere sahip içi boş kağıt üzerinde var olan firmalar görülür oldu.

Ta ki yabancı yatırımcı ülkeye küstürülüp, tehlikeyi görene ve tüm BIST şirketlerinin MSCI endeksinden çıkarılacağı uyarısında bulunana kadar.

Gelinen noktada ekonomi yönetimi işin önünün alınmaması hâlinde uçuruma gidildiğini farketti ve tedbirler alarak bu yamyamların tepesine çöktü ancak atı alan Üsküdarı geçmiş, vurgun paraları İsviçre gibi güvenli limanlara park edilmişti.

Ardından vurgunun içindeki siyasiler ve ünlülerin ifşası başladı fakat bunların batan mağdurların gazını alıp yüreğini soğutmaktan öteye gideceğini sanmak saflık olacaktır.

Yani yine olan bu ülkenin kaynaklarına ve namuslu yurttaşına oldu.
Bir kez daha görüldü ki siyasi makamlar, kişisel hırslar, menfaatler her değerin üzerinde sayılabilmekte ve konu para olunca gözünü kan bürümüş vampirler mamuslu kılığında her haltı işlemeyi kendine hak görebilmektedir.
Son söz:

Bu cennet vatanda vurgunun, talanın, arsızın, hırsızın bittiği, derdin tasanın, gamın kederin olmadığı, günlük geçim kaygılarından uzak mutlu, umutlu insanların yurdu olarak anılmamız dileğiyle…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER