Gaziantep Valiliği himayesinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen “Dezenformasyonla Mücadele Eğitici Eğitimi Programı”, Akkent Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Kamu kurum ve kuruluşlarının idarecileri ile personelinin yoğun katılım gösterdiği programda, dezenformasyonla mücadelede kurumsal kapasitenin artırılması, doğru bilgiye dayalı iletişim süreçlerinin güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesi hedeflendi.

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürü Mücahit Taşkın, kamu iletişiminde şeffaflık ve doğruluğun temel ilkeler olarak benimsendiğini belirtti.
Bilgiye hızlı erişimle beraber dezenformasyonun yaygınlaştığının altını çizen Taşkın, şunları kaydetti: “Günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hale gelmiştir. Ancak bu hız, beraberinde bilgi kirliliğini ve dezenformasyonu da beraberinde getirmektedir. Vatandaşlarımızın doğru bilgiye erişimini sağlamak ve dezenformasyonla etkin mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. İnanıyoruz ki bu program sayesinde doğru bilgiye ulaşma ve yayma konusunda farkındalık artacak, kurumlar arası iletişim güçlenecek, vatandaşlarımızla kurulan iletişim daha sağlıklı ve güvenilir bir zemine oturacaktır. Bu noktada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın güçlü liderliğinde, kamu iletişiminde şeffaflık, doğruluk ve etkinlik temel ilkeler olarak benimsenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda, vatandaşlarımızın doğru bilgiye erişimini sağlamak ve dezenformasyonla etkin mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanımız Prof. Dr. Sayın Burhanettin DURAN’ın öncülüğünde yürütülen çalışmalar, ülkemizde stratejik iletişim kapasitesini güçlendirmekte ve kamu kurumlarımızın bu alandaki yetkinliğini artırmaktadır.

Bugün gerçekleştireceğimiz bu eğitim programı; kamu kurum ve kuruluşlarımızın değerli temsilcilerinin, basın mensuplarımızın ve iletişim alanında görev yapan tüm paydaşlarımızın, dezenformasyonla mücadelede daha bilinçli, daha donanımlı ve daha etkin hareket edebilmesini amaçlamaktadır. Bugün burada alacağınız eğitimler neticesinde Dezenformasyonla Mücadele Eğitimcisi olarak hakikatin savunucusu olacaksınız.” dedi.
Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, dezenformasyonun, kitle iletişim araçlarının artmasıyla beraber daha da yaygınlaştığını ifade etti.
Dezenformasyona en fazla salgın döneminde maruz kalındığını dile getiren Demir, şöyle konuştu: “Ülkelerin dezenformasyona karşı ilk ciddi adımlarını da pandemi dönemiyle beraber attıklarını görüyoruz. Ülkemiz de İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizle kurumsal manada ilk harekete geçen ülkelerden biriydi. Merkezimizin deprem döneminde müdahale ettiği dezenformasyon sayısı 500’e yakın. Dezenformasyonun en sevdiği dönemler kriz ve doğal afet dönemleridir. Bu dönemlerde ortaya atılan dezenformasyonların en büyük hedefi toplumda kaos ve korku oluşturmak, vatandaş-devlet güven bağını sarsmak. Topluma en doğru bilgiyi sağlayan ana kaynaklardan biri kamunun kendisidir. Dezenformasyonla mücadelede en kilit araç da toplumsal duyarlılığın ve bilincin artması.”
Demir’in konuşmasının ardından kürsüye gelen Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, yerel yönetimlerin sahada doğrudan dezenformasyonla karşı karşıya kaldığını belirtti. Özellikle pandemi ve deprem gibi kriz dönemlerinde belediyelerin çok sayıda yanıltıcı bilgiyle mücadele etmek durumunda kaldığını ifade eden Tahmazoğlu, dezenformasyonun yalnızca bilgi kirliliği değil, aynı zamanda toplumsal ve etik açıdan da ciddi sonuçlar doğuran bir sorun olduğuna vurgu yaptı.
Gaziantep Valisi Kemal Çeber, en ufak yanlış bilginin büyük bir dezenformasyona sebep olabileceğini söyledi. Dezenformasyonun, toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu olduğunu anlatan Çeber, “Dezenformasyonun yıpratma anlamında en çok hedef aldığı kitle kamudur. Bunu da topluma yanlış bilgi vererek yapıyor. Bu konu çok hassas ve duyarlılık göstermemiz gereken bir konu haline geldi. Dezenformasyonla mücadele sadece bir kurumun değil hepimizin mücadelesi. Bu yüzden bu programın verimli şekilde geçmesini arzu ediyorum. Bugün tartıştığımız konu; artık herkesin elindeki cep telefonuyla kendisini gazeteci, blogger ya da her ne şekilde tanımlıyorsa o şekilde ifade edip, toplumu dezenformasyon, yanlış ve yanıltıcı bilgilerle yönlendirme çabasına karşı nasıl bir refleks geliştireceğimizi konuştuğumuz bir noktaya gelmiş olmamızdır. Bu gerçekten çok önemli bir meseledir. Hepimizin de gözlemlediği üzere; yanlış ve yanıltıcı bilgi en çok kamu kurumlarını, devleti ve dolaylı olarak bizleri hedef almaktadır. Zaman zaman iş insanlarını, zaman zaman sivil toplum kuruluşlarını da etkisi altına alsa da, yıpratma amacıyla en çok hedef alınan kesim kamu ve devlettir. Bu da çoğunlukla toplumu yanıltarak ya da eksik ve yanlış bilgi yayarak yapılmaktadır.” diye konuştu.
Program kapsamında; dezenformasyonun tanımı ve türleri, yeni medya ve dijital iletişim dinamikleri, algoritmaların bilgi yayılımındaki rolü, dezenformasyonun psikolojik etkileri ve yanlış bilgiyi tespit etme yöntemleri gibi başlıklarda İletişim Uzmanı Sena Uluğbüke Eroğlu tarafından sunuldu. Eğitim programında katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük kapsamlı bilgiler aktarıldı.
