Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Köşe Yazıları
İLKER YİYEN
İLKER YİYEN

Amatörün Tozunu Yutanlar ve “Bir Damla Su”yun Hikayesi

Amatörün Tozunu Yutanlar ve “Bir Damla Su”yun Hikayesi
Biz bu şehrin profesyonel futbolunu, şampiyonluk yarışlarını, milyarlık transfer bütçelerini konuşmayı çok severiz. Gazetelerin manşetleri, sosyal medyanın gündemi hep vitrindekilerle meşguldür. Ama o vitrinin arkasında, Kahramanmaraş’ın arka sokaklarında, çamurlu sahalarında, gençliğin umutlarını sırtlayan öyle bir dünya var ki… Adı: Amatör Futbol.
Bugün vitrini geçelim, gelin o arkadaki kanayan yaraya, o sahipsiz bırakılan amatör ruhun çilesine projektör tutalım.
Amatör futbol dediğiniz şey, bu şehirde sadece hafta sonu oynanan 90 dakikalık bir maçtan ibaret değildir. Amatör, paranın geçmediği, sadece yüreğin ve fedakarlığın konuştuğu yerdir.
Yerel siyaseti, belediyeciliği ya da spor camiasını az çok takip edenler bilir; bizde “destek” kelimesi genellikle süslü cümlelerden, seçim beyannamelerinden ya da kameralar karşısında kesilen kurdelelerden ibarettir. Bir gün bir bakarsınız, bir yönetici sahaya iner, iki top sektirir, “Amatörün yanındayız” der, flaşlar patlar ve o hikaye orada biter. Sonra o amatör kulüpler, o genç çocuklar yine kendi yalnızlıklarıyla, imkansızlıklarıyla baş başa kalır.
İşte tam da bu yüzden, reklam kokmayan, şov peşinde koşmayan, sessiz sedasız yürüyen işleri gördüğümde kalemi elime alıp hakkı teslim etmek boynumun borcu oluyor.
Geçtiğimiz günlerde amatör futbol camiasından dostlarla sohbet ederken konu döndü dolaştı, yeşil sahalardaki en temel ihtiyaçlara geldi. Malum, amatör kulüplerin çilesi büyüktür; bazen bir deplasman otobüsü, bazen bir temiz forma, bazen de en basiti, maça çıktıklarında içecek bir şişe su bile lüks haline gelebilir.
Acizane Yaşıyoruzda yıllarca takımlarda yöneticilik yaptım ve cebimden çok Su Parası verdim; yine veririmde…
Çünkü bu iş aşk işi, sevda işidir.
Örneklerle konuşacak olursak; Amatör’de Görev yapan Bir Osman Köse, Bir Mehmet Çanak ya da Bir İsmail Avanoğlu…
Yılların Fedakarlığı ile yuğrulan isimler…
Sırtında Çuvallarla malzeme taşıdılar ve halende taşımaktalar…
Amatörün dert yükleri…
Tabi bu isimleri Hasan Tandoğru, Salih Fidan, Sinan Yakar, Murat Kapuçam, Kemal Tepebaşı, Esat Kazancı, Atilla Erimhan, Hasan Ateştemur, Hüseyin Azgın, Rahmetlilerden Bayram Kazıcı, Ömer Kahveci gibi Çoğalta bilirizde…
Bunlar amatörün cefasını çeken isimler ve sayamadığım birçok isimde var…
Tam bu noktada bir dostum, “Dulkadiroğlu Belediyesi sağ olsun, iki yıldır her maçta soyunma odamızda suyumuz hazır” dedi.
Durup düşündüm… Bir hafta değil, bir ay değil, tam iki yıl.
Üstelik sadece kendi ilçesindeki takımlara da değil; Kahramanmaraş’ın neresinden gelirse gensin, hangi amatör kulüp olursa olsun, ilçe ayrımı yapmaksızın o su her maç günü soyunma odalarına ulaştırılıyor. İşte “belediyecilik” ve “sosyal sorumluluk” dediğimiz şey, tam olarak bu süreklilikte saklı. Göz boyamak için yapılan işler ilk virajda elenir ama gönülden yapılan işler böyle yıllara sari olur.
Tabii bu tabloyu izlerken insan sormadan edemiyor: Bu şehirde amatör kulüplerin çatısı olan, kulüplerin hakkını, hukukunu ve her türlü ihtiyacını gözetmekle mükellef bir ASKF (Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu) var, değil mi? Kulüplerden tescil bedellerini, katılım paylarını alırken gayet profesyonel olan ASKF yönetimi, iş sahadaki çocukların en temel ihtiyacı olan bir şişe suya gelince acaba ne yapıyor? Amatörün babası olması gerekenlerin vizyonunun bittiği yerde, bir belediyenin devreye girip bu boşluğu doldurması aslında ASKF adına düşündürücüdür. Kulüplerin dertleriyle dertlenmek, sadece koltukta oturup fikstür çekmekle olmuyor beyler; sahaya inip o çocukların susuzluğunu hissetmekle oluyor.
Nitekim bu işin arkasındaki gizli kahraman, bu projenin temelindeki isim kim diye baktığımızda taşlar daha iyi yerine oturuyor. Karşımıza spor camiasının yabancısı olmadığı bir isim çıkıyor: Dulkadiroğlu Belediye Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Bertizspor Kulübü Başkanı Fatih Yıldız.
Yani Fatih Yıldız, masa başında oturup amatör spora dışarıdan bakan bir bürokrat değil. O, hafta sonları o sahaların çamurunu çiğneyen, kulüp başkanlığı koltuğunda amatörün o ekonomik ve lojistik çilesini bizzat yaşayan, tabiri caizse damdan düşen bir isim. ASKF’nin görmediği, görmek istemediği o eksikleri bizzat yaşadığı için biliyor.
Amatör kulüplerin bazen bir damla suya bile ne kadar çok ihtiyacı olduğunu en iyi o bildiği için, Bertizspor’un başında yaşadığı tecrübeyi belediyenin imkanlarıyla birleştirip tüm şehrin amatörüne bir “can suyu” haline getirdi. Bu her şeyden önce bir vizyon ve vefa işidir.
Hani hep deriz ya; “İşi ehline vereceksiniz.” İşte sahadan gelen bir adamı sporun koordinasyonuna, belediyenin yönetim kademesine koyduğunuzda, ortaya böyle nokta atışı ve yaraya merhem olan işler çıkıyor.
Buradan, amatörün gerçek hamisi gibi hareket eden Dulkadiroğlu Belediyesi’ne ve “Amatöre bir damla su bile hayat verir” vizyonuyla iki yıldır bu hizmeti kesintisiz, reklam yapmadan sürdüren Fatih Yıldız’a şehrin bir gazetecisi olarak teşekkür ediyorum.
Şovmenlerin ve koltuk sevdalılarının değil, sahanın tozunu yutan gizli kahramanların sayısının artması dileğiyle…
Kalın Sağlıcakla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER